2011

Çok şey oldu 2010’da, tıpkı 2009’da olduğu gibi, ve tıpkı 2011’de olacağı gibi. Dilimize bile kolay gelemez söylemesi, fakat yine de “üç yüz altmış beş gün” diye tarif etmekten de geri durmayız. Ancak bazı önemli deneyimler var ki benim için. onlar hakkında kısaca söz etmekte fayda buluyorum.

Öncelikle 30 Nisan 2010’da hayat bana yapabileceği en muhteşem kıyağı yaptı. 14 Mayıs’ta da küçükken vitrinde görüpte içimin gittiği şekerlerden bile daha tatlı olan o insanı verdi bana. ( hatta burdan ona bir :* yolluyorum )

Her ne kadar sosyal hayatımı alabildiğine yerin dibine sokmuş olsa da ağustos’un göbeğinde Esenboğa Hava Limanı’nda yaptığım stajda ise gerçekten çok şey öğrendim. DHMİ, Esenboğa Havalimanı Baş Müdürlüğü’nde staj yapmak gerçekten değerli bir deneyimdi. İş disiplini, takım çalışması, hoşgörü, bilgiyi paylaşarak çoğaltma ve daha birçok erdemi bir arada görerek staj yapmış olmak çok güzeldi.

Çeşitli alanlarda birkaç iş deneyimine de sahip olma şansını yakaladım. Böylece insanların mimiklerini biraz olsun, daha iyi yakalama yeteneğine sahip oldum.

Çok istediğim araba sahibi olma hayalim bu yaz da suya düştü. Tıpkı bu yaz uzuuuun olmasa bile en azından 3 haftalık bir tatil yapma hayalim gibi. Tatil o kadar beni üzmüyor ancak, Ankara’nın toplu taşıma sistemi yüzünden arabayla en fazla 30 dk. olan okul-ev mesafesi bazen 2 saati bile bulabiliyor. Ama sanırım kendi arabamı artık okulu bitirip de maaşa geçtiğim zaman alacağım. ( Hayali bile güzel..😀 )

Tabi kötü olan tek şey tatile gidememek vs. de değil tabi. ancak yukarıda yazdığım şeyler gerçekten üzdü beni. Diğerleri arasında insanoğlunun doğasının ne kadar alçalıp ufak hesaplar için kalabalık önünde pırıltılı sözlerle kurallar belirleyip, bire bir konuşma sırasında bu kurallara uymayan tek kişinin kendisi olduğundan ne kadar rahat ve utanmaz biçimde söz ettiğini de görmekte var. Ancak buna artık “bir başka deneyim” olarak bakmayı tercih ediyorum. İnsanlara eşit olarak kredi vermeye başlayıp, onların bunu nasıl harcayıp/ arttırdığına bakmaya başladım.

Ortak bir çalışma için teklif getirip de sonradan vazgeçerek, zamanımı  ziyan eden ve daha da önemlisi emeğime saygısızlık gösteren kişilerden söz etmiyorum bile. Ancak buna bile iyi yönden bakıp stres yönetiminin ne kadar önemli olduğunu anladım. Çünkü işler yolunda gitmediğinde oturup şikayet etmek, sağa sola sorumsuzsun, hatalısın demek. Burnu bir karış ta değil, 50 metre havada gitmekle, sosyal mastürbasyon yapmakla bir halt oluşturulamayacağını da öğrendim. Ancak onların cezası tam da hakettikleri gibi oldu. Benim cümlelerim değil, bildirim vermekle yükümlü oldukları kişilerin ağzından ve ortalık yerde yetersizliklerinin belirtilmesi benim açımdan yeterince aşağılayıcıydı. Ve o tür hadiselerden sonra elimden geldiğince de şikayet cümleleri yerine çözüm veya alternatif cümleleri üretmeye çalıştım. Umarım bu konuda biraz olsun ilerleme kaydedebilmişimdir. Umarım bu yöndeki çabalarım insanları daha az kırmamı engelleyebilmiştir.

Girişimcilik üzerine herhangibir eğitim almadan, kongreler ve fuarlar vasıtasıyla, daha önce başarılı olmuş insanlardan aldığım öneriler üzerine hali hazırda beklettiğim bir kaç fikir ise birazcık daha şekillendi ve kitaplığımdaki ajanda da yeterli sermayeye sahip olacağım günleri bekliyor. Umarım piyango vs. çıkarda azıcık istihdam sağlarız memlekete😀

Bunların dışında, şu an bu yazıyı okumuş olduğunuz blogu canlandırdım. Uzun zaman önce açmıştım ancak coşturması bu günlereymiş.😀 Sadece 2010 yılının Aralık ayında 500’den fazla ziyaretçi geldi. ve düzenli olarak da ziyaretçi almaya devam ediyor. Özellikle son 5 haftada memnuniyet verici derecede yoğun bir ilgi ve bu ilgi düzeyinde de düzenli bir artış var. 🙂

Sağlığın düşündüğümden daha da önemli olduğunu öğrendim 2010’da. bir odaya “insan” sıfatıyla giren bedenlerin aynı odadan bir et torbası içerisinde, cansız biçimde çıkışının gerçekte ne kadar ağır olabileceği gerçeğiyle karşılaştım (-ki zaten beni en çok afallatan da bu oldu)

Yeni tanıştığım insanlar arasından hangilerinin kesinlikle iyi arkadaş olacağına karar verdim,  ve şimdiye kadar da bu kararlarımda yanıldığıma dair bir belirti bulamadım. Eski arkadaşlarım ile olan ilişkilerim ise yılların verdiği yontulma hissiyatı sayesinde pek bir zarar görmedi. Hatta hiç zarar görmedi bile diyebiliriz. Zaten tabiat olarak insanlarla küsen birisi de değilim. Sadece gerekli olduğu durumlarda eskisine göre daha fazla mesafe koyarım.

Neyse, şimdi yazmayı bırakıp dinlenmem lazım. Çünkü yaklaşık 14 saat 30 dakika sonra hayatımın en kıymetli insanlarından biriyle birlikte olacağım ve ona üzerimdeki nezleden kesinlikle kurtulacağıma dair söz verdim. Şu hastalığın son kalıntılarını da üzerimden atmam lazım😉

Yorum bırakın

Filed under Uncategorized

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s